Gümüş Orman’ın Fısıltısı ve Küçük Ayı

Gümüş Orman’ın Eski Dostları

\n

Gümüş Orman, her sabah güneşin ilk ışıklarıyla uyanırdı. Dev ağaçların yaprakları hafifçe titrerdi. Bu ormanda kahverengi tüyleri parlayan bir ayı yaşardı. Adı Bal olsun, çünkü balı çok severdi. Bal, her gün yeni yerler keşfetmek için yürürdü.

\n

Bir sabah erkenden mağarasından dışarı çıktı. Kuşların neşeli şarkılarını duyabiliyordu. Rüzgar, ağaçların arasından geçerken yumuşak bir ses çıkardı. Yaşlı meşe ağacı derin bir nefes alır gibi hışırdadı. Bal, ağaca bakıp gülümsedi ve yoluna devam etti.

\n

Yolun kenarında renkli çiçekler ona selam veriyordu. Gökyüzü masmaviydi ve bulutlar pamuk şekerine benziyordu. Bal, burnunu havaya kaldırıp ormanın kokusunu içine çekti. Çam iğnelerinin ve taze toprağın kokusu harikaydı. Bugün içinden bir ses, uzaklara gitmesini söylüyordu.

\n

İleride, daha önce hiç görmediği küçük bir kulübe vardı. Kulübenin çatısı yosunlarla kaplıydı. Bahçesinde ise üç tane küçük sandalye duruyordu. Bal, merakla bu minik eve doğru yaklaştı. Kalbi heyecandan tıp tıp atıyordu.

\n\n

Açılan Kapı ve Meraklı Misafir

\n

Bal, kulübenin kapısının önüne gelince durdu. Kapı hafifçe aralıktı ve içeriden güzel kokular geliyordu. Kimse var mı diye içeriye seslendi. Ancak içeriden hiçbir cevap gelmedi. Bal, kapıyı burnuyla hafifçe iterek içeri girdi.

\n

İçeride ahşap bir masa ve üç kase vardı. İlk kase çok büyüktü ve içi sıcacıktı. Bal, tadına bakınca dilinin biraz yandığını hissetti. İkinci kase daha küçüktü ama çok soğuktu. Üçüncü kase ise tam istediği sıcaklıktaydı.

\n

Bal, küçük kasedeki çorbayı bir çırpıda bitiriverdi. Karnı doyunca odadaki sandalyelere göz gezdirdi. En büyük sandalye ona çok sert gelmişti. Orta boydaki sandalye ise biraz fazla yüksekti. En küçük sandalye ise tam ona göreydi.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Kuyruk ve Ormanın Derin Fısıltısı

\n

Küçük sandalyeye oturduğunda çok mutlu oldu. Fakat bir anda ‘çat’ diye bir ses duyuldu. Sandalyenin ayağı Bal’ın ağırlığıyla hafifçe yana eğildi. Bal, buna biraz üzüldü ama uykusu gelmişti. Yan odadaki yumuşak yatakları görünce oraya yöneldi.

\n\n

Görünmez Bir Sesin Öğrettiği Sır

\n

Bal, en küçük yatağa uzanıp gözlerini kapattı. Tam uykuya dalacakken garip bir şey hissetti. Odadaki sessizlik aslında hiç de sessiz değildi. Sanki duvarlar ve eşyalar ona bir şey anlatıyordu. Bal, gözlerini kapatıp içindeki sesi dinlemeye başladı.

\n

Acaba buranın sahipleri gelince ne hissedecek? diye düşündü Bal. Kendi mağarasına birinin izinsiz girdiğini hayal etti. Bu düşünce onu biraz huzursuz etmişti. Ormanın içindeki sessizliği dinlemek, ona gerçekleri söylüyordu. Kalbi, bu evin bir başkasına ait olduğunu fısıldadı.

\n

O sırada rüzgar pencereden içeriye süzüldü. Perdeler hafifçe dalgalanarak Bal’a bir şeyler dedi. Gerçekten dinlediğinde, rüzgarın nezaketle ilgili konuştuğunu anladı. Başkasının eşyalarına dokunurken izin almak gerektiğini fark etti. Bal, hemen yataktan kalkıp odayı düzeltti.

\n

Kırılan sandalyeyi nazikçe eski yerine koydu. Bitirdiği kaseyi masanın üzerinde dikkatlice kenara çekti. Artık gitme vaktinin geldiğini çok iyi biliyordu. İçindeki o huzurlu ses, doğru olanın bu olduğunu söylüyordu. Bal, kulübeden sessizce dışarıya doğru çıktı.

\n\n

Ormanın Kalbindeki Huzur

\n

Bal dışarı çıktığında evin sahiplerini gördü. Onlar, ormanda gezintiye çıkmış üç küçük tavşandı. Tavşanlar, kapıda Bal’ı görünce önce biraz şaşırdılar. Bal, onlara nazikçe başıyla selam verdi. Tavşanlar da ona sevgiyle uzun kulaklarını salladılar.

\n

Bal, onlara evlerini ne kadar çok beğendiğini anlattı. İzinsiz girdiği için biraz mahcup olduğunu hissettirdi. Tavşanlar, Bal’ın dürüstlüğünü ve nazik tavrını çok sevdiler. Beraberce bahçedeki ağacın altında biraz vakit geçirdiler. Ormanda arkadaşlık ve sevgi dolu bir hava esti.

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Gümüş Telli Sazın Gece Şarkısı

\n

Güneş yavaşça tepelerin arkasına doğru saklanmaya başladı. Bal, kendi mağarasına doğru huzurla yürümeye başladı. Artık ormanın sadece sesini değil, kalbini de duyuyordu. Her canlının yuvası, onun en özel dünyasıydı. Bal, bu özel dünyaya saygı duymayı öğrenmişti.

\n

Yıldızlar gökyüzünde parlamaya başladığında orman uykuya daldı. Bal, yuvasına girip kıvrıldı ve derin bir uyku çekti. Gece boyunca ormanın fısıltısı kulağında bir ninni gibiydi. Sevgiyle çarpan her kalp, dünyadaki en güzel yuvadır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu